Kurtlarla Koşan Kadınlar


Kurtlarla Koşan Kadınlar uzun süredir başucumdaydı. Çok sevdiğim bir dostum tavsiye ve hediye etmişti. Başka bir dostum ise kitabı çok sıkıcı bulduğunu ve 50. sayfadan daha ileri gidemediğini söylemişti. Her ne kadar kafam karışık olsa da okumaya niyetliydim.

Birkaç kere elime aldım. Ancak yorgun bir kafayla okunacak bir kitap değildi. 25 yılda yazılmış, büyük bir emek...Demlene demlene yazılmış ve belli ki demlene demlene okunacaktı. Karantina gunlerinde arka arkaya gelen tatillerde nihayet doya doya okuyabildim. Çok etkilendim.

Beni en çok etkileyen üç şey şunlar oldu.

İlki, yüzyıllarca dilden dile yayılan ortak hikayelerin varlığı. Çok farklı zamanları yaşayan, farklı dinlere mensup ve farklı ırklardaki insanların aynı hikayeleri anlatıyor olması beni çok şaşırttı. Sonsuzluk ve ölümsüzlük hissine kapıldım.

İkincisi, bir kadın olarak köklerimin çok derin olduğu düşüncesine kapıldım. Şimdiye kadar yalnızca anneannem ve annemden aldığım güçle yolumda yürüyordum. Oysa ki şimdi o mağarada kurtlarla koşan kadına köklerimin ulaştığına inanıyorum.Yalnız değilim, güçsüz değilim. Parlak bir zekam, güçlü sezgilerim var. Yolumda tuzaklar var, farkındayım ve aşabilirim.

Üçüncüsü, bu kitabın tıpkı Küçük Prens gibi defalarca okunacak kitaplardan olduğunu anladım. Her yaşta, her seferinde ayrı anlamlar çıkacağı besbelliydi. Ben kırk yaşındaki bir kadın olarak çok zevk aldım eminim ellilerde, altmışlarda tadı bambaşka olacak.Mavi Sakal, Bilge Vasalisa, Kırmızı Pabuçlar gibi hiç bilmediğim hikayeleri merakla okudum. Ardından hikayedeki simgelerde yol aldım. Ne kadar çok simge, ne kadar çok anlam, ne kadar çok mesaj vardı. Çarpıldım. Baktığımı ama görmediğimi, işittiğimi ama duymadığımı fark ettim. Çok şaşırdım. Çirkin Ördek Yavrusu gibi önceden bildiğim hikayeleri çocukken annemden keyifle dinlerdim. Annem sonunu “farklı olana saygı göster, karşındaki çirkin bir ördek yavrusu değil, güzel bir kuğu olabilir.” diye bitirirdi hep. O zaman da bu hikayeyi çok severdim. Meğer bilmediğim ne çok şey varmış. ilk önce evladına sahip çıkıp, sonra o evladını dışlayan anne ile günümüz töre cinayetlerinde aile meclisindeki karara ortak olan anne arasında ne fark vardı? Kabul görmek ve evladına sahip çıkmak arasında kalan anne, duyguları donan ve bir daha hiç kalbi yaratıcılıkla çarpmayan anneye dönüşüyordu. Ve biz çirkin ördek yavruları, kurumsal hayattaki iyi kalpliler, şişmanlar, eşcinseller, sanatı anlaşılmamış sanatçılar bize verilen mesajın altı çok net çizilmişti. Durmayacaktık. Hareket edecek, ilerleyecek, ait olduğumuz, kıymetimizin bilindiği yeri buluncaya kadar devam edecektik. Okuduğumda, kutup yıldızımı bulmuş gibiydim.

Bu hikayeler daha kim bilir ne kadar süre daha anlatılacak, kaç kişiyi parlaklığıyla aydınlatacak? Belli ki iyiler, kötüler, iyi görünümlü kötüler ve kötü görünümlü iyiler hep olacak... kitaptan bende kalan izleri aktarmaya devam edeceğim ama bu süre zarfında sizler de eğer bu kitabı okuduysanız, sizi en çok etkileyen söz ya da kısımları yorumlarınızda paylaşabilir misiniz?


#kurtlarlakosankadinlar#Calisankadin#ayrıntıyayınları#çirkinördekyavrusu#vasalissa#kırmızıpabuçlar#mavisakal#büyükleremasallar#clarissapinkolaestés

8 görüntüleme
Birlikte Güçlüyüz

Üye olmak için, fikir almak veya fikir vermek için bize yazın. Çünkü BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ:

Aylık Güncelleme almak İster misiniz?

© Powered  by Çalışan Kadın. |   |   Tüm Hakkı Saklıdır.